Burada üyelerimiz dil öğretiminde ve yabancılara Türkçe öğretiminde "DERİN YAKLAŞIM" ile ilgili düşüncelerini ve sınıf içi deneyimlerini paylaşabilirler.
YABANCI DİL OLARAK TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE DERİN YAKLAŞIM ÜZERİNE Derin yaklaşım, her öğreniciyi tek ve özel gören bakış açısı ile yabancı dil olarak Türkçe’nin öğretiminde muhakkak faydalanılması gereken bir görüştür. Öğrenicilerin kişisel yaşantılarında meşgul olmaktan zevk duydukları, yaşam biçimi haline getirdikleri bir takım uğraşıları mevcut olabilir. Derin yaklaşım bu noktada, hedef dili öğrenicinin meşgul olmaktan mutluluk duyduğu faaliyetler ile birleştirerek dil öğrenimine ivme kazandırabilir. Yabancı dil öğretiminin zaman içinde öğrenici açısından sıkıcı ve yorucu olabilme ihtimalini de bu sayede en aza indirgeyebilir; çünkü öğrenici derin yaklaşımın modül sistemi sayesinde zevk aldığı ve merak duyduğu hususlar üzerinde hedef dili kullanarak projeler üretebilecek, öğrenirken öğrenmekle mükellef olduğu hedef dilin sahasına yeni veriler kazandırabildiğinin farkına varacak ve bu gerçek öğrenicinin motivasyonunu perçinleyecektir. Derin yaklaşım ile yabancı dil öğretiminde öğreticinin hazır bilgiyi sunan ve hedef dilin her ayrıntısına vakıf olan tek otorite konumundan sıyrılarak, öğrenme süreci boyunca öğrencinin rehberi rolüne bürünmesi bu yaklaşımın gayet isabetli tutumlarından biridir. Öğrenicinin öğrenmekte zorlandığı her alanda hazır bilgisine başvurduğu öğretmenden ziyade, öğrenme sürecinde tecrübesi ve bakış açısıyla kendisine bilgiye açılan yolu tarif edebilecek meziyette bir rehbere ihtiyaç duyduğu aşikardır. Dolayısıyla modül çalışmalarında öğrenicinin şekillendirdiği projelerin tek sorumlusu olması, yetersiz kaldığını hissettiği noktalarda rehber konumundaki öğreticinin desteğini bulabilmesi sorumluluğun motivasyonu arttırıcı özelliğini kanıtlar niteliktedir. Derin yaklaşımın tüm bu isabetli öğretim yöntemlerinin yanı sıra handikapa dönüşmemesi için dikkat edilmesi gereken bazı noktaları da mevcuttur. Öğrenme sürecinde öğrenicilerin modül kullanımı esnasında cesaret ve özgüven yüklenmeleri açısından karşı karşı bırakıldıkları bireysel sorumluluklar kollektif öğrenme ortamını başlı başına kişisel bir öğrenim sürecine dönüştürmemelidir. Dil öğreniminde kişisel uğraşıların rolü kadar sınıf ortamında etkileşim içerisinde kazanılan dil yetisi de fevkalade mühimdir. Öğrenilen dil karşısında birlikte verilecek tepkiler, öğrenilen hususların birlikte sindirilmesi ve karşılıklı olarak kullanılma becerisinin kazanılması öğreniciler için büyük önem taşımaktadır. Modül kullanımı esnasında hedef dil üzerinde teorik manada yavaş yavaş uzmanlaşmaya başlayan öğrenicinin hedef dili yaşamsal alanda kullanabilme esnekliğini kazanması ancak kollektif bir öğrenim ortamı ile mümkündür............................................................ EMRE BERKAN YENİ
Derin Yaklaşım Üzerine
Derin yaklaşım, uygulama öncesi geniş çapta bir hazırlık aşaması gerektiren, diğer birçok metot ve yaklaşımdan farklı olarak, hazırlık yapılmadan birden bire ders anında uygulanması mümkün olamayacak kadar kapsamlı bir yaklaşımdır. Bu yaklaşımın olumlu yönleri; kullanılan modüller yardımıyla öğrenicilerin bilgiyi kendilerinin edinmesini, modül doğrultusunda ortaya koyacakları çalışmanın kendi üretimleri olması ve çalışma aşamasında okudukları, izledikleri, dinledikleri materyaller sayesinde öğrenmelerini birden fazla duyu organının katılımıyla gerçekleştirecek, bu da öğrendikleri bilgilerin etkin ve kalıcı olmasını sağlayacaktır. Bu yaklaşımın bana göre tek handikapı, öğreticinin öğrenicinin bilgisi üzerinde yeterli kontrole sahip olamamasıdır. Şöyle ki; öğrenici, hazırlayıp daha sonra sunumunu yapacağı modülü oluşturma esnasında yapacağı araştırmalarda çoğunlukla yalnız olacaktır ve bu araştırma esnasında edineceği doğru veya yanlış bilgilerin hepsini çalışmasında kullanıp kullanmadığını öğretici bilemeyecektir. Öğretici sadece öğrenicinin çalışmasında sunduğu bilgiden haberdar olabilir. Bunun sonucu oluşabilecek yanlış öğrenmelerin engellenmesi zor, belki de (tespit edilemeyecekleri için) imkansız olacaktır. Bu handikapı dışında derin yaklaşım, öğrenciyi öğrenme aşamasında aktif kılan, öğrenilen bilgilerin kalıcılığını arttıran etkili bir yaklaşımdır.
.........................................................
OZAN YILDIRIM
Derin Yaklaşımla İlgili Görüşlerim… Derin Yaklaşım’ın felsefesindeki temel unsurlara baktığımızda kullanılan yaklaşım gayet cazip görünebilir. Mesela her öğrenci tek ve özeldir, dil öğrenme maceraları da tek ve özel olmalıdır, önermesi gibi. Yaklaşımın temelinde öğrencilere projeler verilerek bu projelerin ders uygulamasında ana unsur olarak belirlenmesi yatmakta. Modül olarak adlandırılan konular öğrencilere proje olarak verilmekte, öğrenciler de fotoğraf, video gibi araçları kullanarak projeleri hazırlamakta. Böylelikle öğrenciler yatkın oldukları konular üzerinde duracak ve daha zevkli ve verimli dil öğrenimi süreci geçireceklerdir. Öğretici de bu süreçte rehber olacak, duvardaki sinek olacak.
İşte yaklaşım bu şekilde özetlenebilir. Öğreticiyi silik bir konuma getirmek ne kadar doğru olabilir? Sadece projeler üzerinden ilerlemek kendi içinde bazı sıkıntıları barındırmakta. Söz gelimi eğer sadece yatkın oldukları alanlarda proje hazırlayan öğrenciler, öğrenmeleri gereken daha yaşamsal konuları ıskalayabilirler. Söz gelimi, Türkiye’deki futbol takımları ile ilgili bir araştırma yapan bir öğrenci, bu konuya ve kavramlara hâkim oldu diyelim, fakat eğer bakkaldan ekmek almayı ya da Üsküdar’dan Eminönü’ne hangi araçla gitmeyi öğrenemediyse işte sorun başlamıştır demektir.
Birey tek ve özeldir, fakat eğitim kolektif olmak zorundadır. Sınıf mantığı bunu gerektirir. Beraber düşünme ve üretme. Ancak o zaman eğitim tam manası ile gerçekleşiyor demektir. Yani bilgi paylaşımı öğreticiden başlayıp, öğrenenler arasında tam bir dolaşım ağına sahip olmalıdır. Tekrar ediyorum birey tek ve özeldir, fakat eğitim kolektif olmak zorundadır. Herkesin herkesten öğrenebileceği şeyler vardır.
Bu yöntem ana yöntem olarak değil de yardımcı yöntem olarak kullanılabilir. Top yekûn bu yaklaşımı çöpe atmak olmaz. Zaten yabancı dil öğretimi her türlü yeniliği açık olmakla beraber taviz veremeyeceği kuralları bünyesinde barındırır.
"DERİN YAKLAŞIM-Deep Approach" sitesini ziyaret edin: http://deepapproach.wceruw.org/index.html
YAĞMUR ŞENGÖK
YABANCI DİL OLARAK TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE DERİN YAKLAŞIM ÜZERİNE
Derin yaklaşım, her öğreniciyi tek ve özel gören bakış açısı ile yabancı dil olarak Türkçe’nin öğretiminde muhakkak faydalanılması gereken bir görüştür. Öğrenicilerin kişisel yaşantılarında meşgul olmaktan zevk duydukları, yaşam biçimi haline getirdikleri bir takım uğraşıları mevcut olabilir. Derin yaklaşım bu noktada, hedef dili öğrenicinin meşgul olmaktan mutluluk duyduğu faaliyetler ile birleştirerek dil öğrenimine ivme kazandırabilir. Yabancı dil öğretiminin zaman içinde öğrenici açısından sıkıcı ve yorucu olabilme ihtimalini de bu sayede en aza indirgeyebilir; çünkü öğrenici derin yaklaşımın modül sistemi sayesinde zevk aldığı ve merak duyduğu hususlar üzerinde hedef dili kullanarak projeler üretebilecek, öğrenirken öğrenmekle mükellef olduğu hedef dilin sahasına yeni veriler kazandırabildiğinin farkına varacak ve bu gerçek öğrenicinin motivasyonunu perçinleyecektir.
Derin yaklaşım ile yabancı dil öğretiminde öğreticinin hazır bilgiyi sunan ve hedef dilin her ayrıntısına vakıf olan tek otorite konumundan sıyrılarak, öğrenme süreci boyunca öğrencinin rehberi rolüne bürünmesi bu yaklaşımın gayet isabetli tutumlarından biridir. Öğrenicinin öğrenmekte zorlandığı her alanda hazır bilgisine başvurduğu öğretmenden ziyade, öğrenme sürecinde tecrübesi ve bakış açısıyla kendisine bilgiye açılan yolu tarif edebilecek meziyette bir rehbere ihtiyaç duyduğu aşikardır. Dolayısıyla modül çalışmalarında öğrenicinin şekillendirdiği projelerin tek sorumlusu olması, yetersiz kaldığını hissettiği noktalarda rehber konumundaki öğreticinin desteğini bulabilmesi sorumluluğun motivasyonu arttırıcı özelliğini kanıtlar niteliktedir.
Derin yaklaşımın tüm bu isabetli öğretim yöntemlerinin yanı sıra handikapa dönüşmemesi için dikkat edilmesi gereken bazı noktaları da mevcuttur. Öğrenme sürecinde öğrenicilerin modül kullanımı esnasında cesaret ve özgüven yüklenmeleri açısından karşı karşı bırakıldıkları bireysel sorumluluklar kollektif öğrenme ortamını başlı başına kişisel bir öğrenim sürecine dönüştürmemelidir. Dil öğreniminde kişisel uğraşıların rolü kadar sınıf ortamında etkileşim içerisinde kazanılan dil yetisi de fevkalade mühimdir. Öğrenilen dil karşısında birlikte verilecek tepkiler, öğrenilen hususların birlikte sindirilmesi ve karşılıklı olarak kullanılma becerisinin kazanılması öğreniciler için büyük önem taşımaktadır. Modül kullanımı esnasında hedef dil üzerinde teorik manada yavaş yavaş uzmanlaşmaya başlayan öğrenicinin hedef dili yaşamsal alanda kullanabilme esnekliğini kazanması ancak kollektif bir öğrenim ortamı ile mümkündür............................................................
EMRE BERKAN YENİ
Derin Yaklaşım Üzerine
Derin yaklaşım, uygulama öncesi geniş çapta bir hazırlık aşaması gerektiren, diğer birçok metot ve yaklaşımdan farklı olarak, hazırlık yapılmadan birden bire ders anında uygulanması mümkün olamayacak kadar kapsamlı bir yaklaşımdır. Bu yaklaşımın olumlu yönleri; kullanılan modüller yardımıyla öğrenicilerin bilgiyi kendilerinin edinmesini, modül doğrultusunda ortaya koyacakları çalışmanın kendi üretimleri olması ve çalışma aşamasında okudukları, izledikleri, dinledikleri materyaller sayesinde öğrenmelerini birden fazla duyu organının katılımıyla gerçekleştirecek, bu da öğrendikleri bilgilerin etkin ve kalıcı olmasını sağlayacaktır. Bu yaklaşımın bana göre tek handikapı, öğreticinin öğrenicinin bilgisi üzerinde yeterli kontrole sahip olamamasıdır. Şöyle ki; öğrenici, hazırlayıp daha sonra sunumunu yapacağı modülü oluşturma esnasında yapacağı araştırmalarda çoğunlukla yalnız olacaktır ve bu araştırma esnasında edineceği doğru veya yanlış bilgilerin hepsini çalışmasında kullanıp kullanmadığını öğretici bilemeyecektir. Öğretici sadece öğrenicinin çalışmasında sunduğu bilgiden haberdar olabilir. Bunun sonucu oluşabilecek yanlış öğrenmelerin engellenmesi zor, belki de (tespit edilemeyecekleri için) imkansız olacaktır. Bu handikapı dışında derin yaklaşım, öğrenciyi öğrenme aşamasında aktif kılan, öğrenilen bilgilerin kalıcılığını arttıran etkili bir yaklaşımdır.
.........................................................
OZAN YILDIRIM
Derin Yaklaşımla İlgili Görüşlerim…
Derin Yaklaşım’ın felsefesindeki temel unsurlara baktığımızda kullanılan yaklaşım gayet cazip görünebilir. Mesela her öğrenci tek ve özeldir, dil öğrenme maceraları da tek ve özel olmalıdır, önermesi gibi. Yaklaşımın temelinde öğrencilere projeler verilerek bu projelerin ders uygulamasında ana unsur olarak belirlenmesi yatmakta. Modül olarak adlandırılan konular öğrencilere proje olarak verilmekte, öğrenciler de fotoğraf, video gibi araçları kullanarak projeleri hazırlamakta. Böylelikle öğrenciler yatkın oldukları konular üzerinde duracak ve daha zevkli ve verimli dil öğrenimi süreci geçireceklerdir. Öğretici de bu süreçte rehber olacak, duvardaki sinek olacak.
İşte yaklaşım bu şekilde özetlenebilir. Öğreticiyi silik bir konuma getirmek ne kadar doğru olabilir? Sadece projeler üzerinden ilerlemek kendi içinde bazı sıkıntıları barındırmakta. Söz gelimi eğer sadece yatkın oldukları alanlarda proje hazırlayan öğrenciler, öğrenmeleri gereken daha yaşamsal konuları ıskalayabilirler. Söz gelimi, Türkiye’deki futbol takımları ile ilgili bir araştırma yapan bir öğrenci, bu konuya ve kavramlara hâkim oldu diyelim, fakat eğer bakkaldan ekmek almayı ya da Üsküdar’dan Eminönü’ne hangi araçla gitmeyi öğrenemediyse işte sorun başlamıştır demektir.
Birey tek ve özeldir, fakat eğitim kolektif olmak zorundadır. Sınıf mantığı bunu gerektirir. Beraber düşünme ve üretme. Ancak o zaman eğitim tam manası ile gerçekleşiyor demektir. Yani bilgi paylaşımı öğreticiden başlayıp, öğrenenler arasında tam bir dolaşım ağına sahip olmalıdır. Tekrar ediyorum birey tek ve özeldir, fakat eğitim kolektif olmak zorundadır. Herkesin herkesten öğrenebileceği şeyler vardır.
Bu yöntem ana yöntem olarak değil de yardımcı yöntem olarak kullanılabilir. Top yekûn bu yaklaşımı çöpe atmak olmaz. Zaten yabancı dil öğretimi her türlü yeniliği açık olmakla beraber taviz veremeyeceği kuralları bünyesinde barındırır.